Başlangıç » Genel » Giriş

Giriş

28 Temmuz 2011

                 CİLT 1

cil1

         CİLT 2

cilt 2

 s.002

GİRİŞ

İznik seramikleri ile ilgili bir araştırma yaparken incelenmesi gereken tarihsel dönem, 1480 ve 1680 tarihleri arasında ki 200 yıllık bir zaman dilimidir. Antika dünyasında ayrıcalıklı bir yeri olan “İznik seramikleri’nin” bu 200 yıllık serüveni, dört ana başlıkta ele alınacaktır.

1-    Baba Nakkaş dönemi           1480-1535
2-    Şah Kulu dönemi                  1535-1557
3-    Kara Memi dönemi               1557-1610
4-    Gerileme ve çöküş dönemi.  1610-1680

Özellikle 1585’e kadar, İznik seramik atölyeleri, Sarayın kontrolünde olan ve ağırlıklı olarak  Sarayın ihtiyaçlarını karşılayan bir statüde faaliyet göstermekte idi. Üretim planlamasına göre, Saray nakkaşhanesi deseni gönderir, üretimin her safhasını denetler, hammadde ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olur ve sonunda ödemeyi yapardı. Mimar Sinan’ın Saray baş mimarı olduğu dönemde, İznik atölyelerinden de sorumlu olması, Sarayın konuya ne kadar önem verdiğinin en dikkat çekici kanıtıdır. İznik atölyeleri de Sarayın siparişlerini zamanında teslim etmeye “korkarak” özen gösterir, eğer boş zamanları kalırsa, o takdirde Saray dışı özel siparişler alabilirlerdi.

Gerek dönemleri inceleyebilmek açısından, gerekse hatasız bir tarih belirleyebilmek için, “Tarihleme kriterleri” çok önem taşımaktadır. Örneğin bir çok araştırmacı, ”seramik çamuru” kalitesini, sırlama tekniklerini ve objenin formunu dikkate alarak yorumlarda bulunmuşlardır. Oysa ki 15.yüzyıldan itibaren İznik’li ustalar, ”seramik çamuru” karışımında kuvars kullanmaya başladıktan sonra, çok sayıda deneme üretimleri yaptıkları için, değişik kalite, incelik, ağırlık ve form da objeler elde etmişlerdir. 1480 – 1550 arasında üretilen objelerle ilgili tarihlemeler seramiğin “ham hali” incelenerek yapılırsa,  yanılgı payı çok yüksek olmaktadır. Bir kısım akademisyen ve araştırmacının bu yolu tercih etmesi, tarihleme konusunda kendilerini çoğu zaman yanılgıya uğratmıştır. Diğer ve önemli bir yanılgı sebebi de; İznik seramikleri konusunda ki yerli ve yabancı yayınların “çok az” olmasından doğmaktadır. Özellikle müzeler, müzayede şirketleri ve büyük koleksiyonerlerin kataloglarını hazırlamak için 1950-1990 arası yazılmış “çok az sayıdaki” kaynak kitaplara dayanarak objeleri yorumlama şansı, yanıltıcı bazı bilgilerin günümüze kadar gelmesine neden olmuştur. Çünkü bu kitaplardaki yorumlar da, birbirinin kopyası olup, önemli hiçbir farklılık göstermezler.

Tarihleme konusunda dikkate alınması gereken en önemli faktörler; renkler, kompozisyonlar, desenler, motifler ve obje formlarıdır. Çünkü renkler belli dönemler de devreye girmiştir. Desen, motif ve kompozisyonlar ise, Saray nakkaşbaşı ve ekibi tarafından hazırlanarak İznik’e gönderildiği için, bu sanatkarların yaşadığı ve görev yaptığı dönemler, tarihleme yapabilmek açısından kesin sayılabilecek sonuçlar sağlamıştır. Öyle ki bazı motifler “tarihsel imza’dır”. İznikli usta ve sanatçıların, dönem dönem Saraydan bağımsız olarak yaptıkları özel üretimler ise, tarihleme de yardımcı olabilen diğer faktörlerden biridir.


 s.003

Yaptığımız araştırmanın farklı ve çok önemli bir sonucu da, desenler ile ilgilidir. Saray nakkaşları tarafından hazırlanan kompozisyonlarda özellikle bitkisel motiflerde, çok titiz bir çalışma söz konusudur. Dalındaki “tırtıl’ından”,“karınca’sından” yaprak yapısına ve çiçeğine kadar, bitkinin doğada ki görünümü,  hatasız bir şekilde objeye aktarılmıştır. Ayrıca, hemen hemen bütün çiçekler orijinal büyüklüğü ölçülerinde çizilmiştir. Bu da bize, desenin hangi çiçeğe ait olduğunu, çok açık ve net olarak göstermektedir.

Hal böyle iken bazı çiçekler yanlış yorumlanmış ve bu hatalı tespitler günümüze kadar zincirleme gelmiştir.

Bu yanlış teşhis ve tespitler, sadece bitkisel kompozisyonlarda değil, diğer önemli motiflerde de görülmektedir. Toplam 32 motif, 63 farklı ve yanlış bilinen isimlerle yorumlanmış, hatta bazı motifler de hiç fark edilmemişlerdir. Bu 63 yanlış tespitin dönemsel dökümü şöyledir:

Babanakkaş dönemi  : 27 yanlış tespit ve yorum

Şah Kulu dönemi       : 14 yanlış tespit ve yorum

Kara Memi dönemi    : 22 yanlış tespit ve yorum

Elinizdeki kitap bu soruların hepsine “kanıtları” ile cevap verecek bir araştırmanın ürünüdür.

Detaylara son derece önem verilerek çizilen desenler içinde, örneğin bu güne kadar “gül” olarak adlandırılan çiçeğin dallarında, ufacık “karıncalar”, hatta karıncaların duyargaları  dahi resmedilmişken, (Bakınız; bu sayfanın en üst bant’ında yer alan tabak kesitindeki karınca uygulaması) neden hiç “diken” görülmemektedir?!…Bir papatya  “Asteraceae”  dalının “tüysü” yapısı son derece zor bir uygulama ile objeye aktarılırken (resim 174) neden gülde hiç diken çizilmemiştir?!…

Çünkü o çiçek, “gül değildir.”

 

Bu açıdan ele alındığında; dönemsel açıklama ve bilgilerin kolay ve tüm gerçekleri ile anlaşılabilmesi için, ”format” olarak öncelikle bütün bölümlerinn girişlerinde, “Sıraltı’nda Kalan Sırlar” başlığı altında, o dönemdeki  “yanlış” bilinen konularla ilgili “doğrular”, detay ve kanıtları ile açıklanacaktır. İkinci aşamada “doğrular” konusunda bilgi  sahibi olan okuyucu, örnek obje resimleri üzerinde değerlendirme yapma imkanına kavuşacaktır. Yardımcı olmak ve hassas detayları gösterebilmek amacıyla, son derece titiz bir çalışma ile hazırlanan ”resim altı açıklamaları” tamamiyle “bilgi” içeriklidir.

Gerçeklere ulaşabilme çabasında, karşımıza çıkan en önemli konularda biri de “tarihleme” sorunudur. Obje formundan hamur kalitesine, renklerden motiflere ve kompozisyonlara, fırça tekniklerinden, kontur çizimlerine onlarca farklı etken, tarihleme açısından rol oynamaktadır. Günümüzde mevcut tarihleme hataları ise, özellikle müzayede şirketleri tarafından ”tarih marjları” çok geniş tutularak telafi edilmeye çalışılmaktadır. Örneğin; (16.yy.ilkyarısı, 17.yy.başları, 1550-1570 gibi). Bu uygulama müze kataloglarında da görülmektedir. ”Sıraltı’nda Kalan Sırlar” araştırmamızda 153 farklı “Tarihleme Kriteri” tespit edilmiş ve bir “Tablo” olarak hazırlanarak son bölümde Siz‘lere sunulmuştur.Obje formlarından kompozisyon detaylarına kadar mevcut bilgi dağarcığı bu tablo ile karşılaştırılıp tarihsel açıdan dengelendiğinde, üretim tarihine ulaşmak çok kolay olacaktır.

Bu sayededir ki tarihleme (1520-1600) tarihleri arasındaki 80 yıllık bir dönem için 5’er yıllık periyodlara kadar indirgenebilmiştir. (1480 – 1500) ve (1600 – 1680) tarihleri arasında bu periyot 10 yıldır.

Bütün bu uğraşımıza rağmen, halen cevabını kesin olarak bulamadığımız yaklaşık %3 oranında ”desen” ve “tarih tespit” sorusu karşımızda durmaktadır.

Bu ön bilgiler ışığında dönemsel incelemelere geçebiliriz….(devamı kitapta…)