Monthly Archives: Ekim 2011

BÖLÜM 2 Şah Kulu Dönemi (1535 – 1557)

16 Ekim 2011

s.145

BÖLÜM  2

ŞAH KULU DÖNEMİ

(1535 – 1557)

DÖNEMSEL ÖRNEKLER

10 Ekim 2011

 

s.122

BABA NAKKAŞ DÖNEMİ ÖRNEKLERİ

 Resim 121

TÜRK VE İSLAM ESERLERİ MÜZESİ İstanbul 
Ø = 40 cm.    circa 1495 – 1505

Orijinaline sadık kalınarak yapılan bir İsmail Yiğit çalışmasıdır.

 

 

 

s.133

Resim 132

Mr. GEORGE ANTAKİ COLLECTION  Halep     

h = 45.5 cm.     Tarih 1530-35

 Kalın ve uzun bir kök sarmalından oluşmuş ve sarmaşık
şeklinde ağaca dolanmış  siyah üzüm dalları.

Tarih tespitindeki hatayı çok net ortaya çıkaran bir örnek olduğu için, bu bölümde incelemeyi uygun gördük. Kompozisyondaki 3 muskari çiçeği, - ki bunlar kalın ağaç gövdesinin iki yanında yer alan “çan” benzeri çiçeklerdir - İlk kez Şah Kulu döneminde kullanılan bir motiftir.  Bu nedenle “tarih” kesinlikle 1530′lar olamaz.

Bordür hala dragon derisi. Üzüm tanelerindeki cobalt mavi
gölgelemeler, üzümün “siyah üzüm” olduğunu göstermekte. Ara bordürdeki çiçekler
ve yaprakları bilinçsizce uygulanmış. Doğru tarih 1545

 

 

s.139

140

Resim 140

ÖZEL KOLEKSİYON

Ø = 36,5 cm.         

 Kompozisyonda “dikey hatayi” bir çiçek merkeze
yerleşmiş. Etrafında ki çiçekler ise.” Penç” görünümlü. Saz yapraklar büyüyor
ve çoğalıyor. Ara bordür deki üçlü laleler, dış bordüre yükselmek için artık
hazırlar. Dış bordür (resim 80) deki  1520
tarihli kavanozun boyun bordürü ile aynıdır. Baba Nakkaş döneminin sonu, Şah
Kulu döneminin başları.    Tarih 1530-35

 

<<<ÖncekiSonraki>>>

5. EVRE

8 Ekim 2011

 

S.103

5. Evre

1530 – 1535

Baba Nakkaş etkisi artık sadece “tuğrakeş” ile sürmektedir. 1480 lerden beri gelen ve lacivert zemin – beyaz desen gibi çok zor ve son derece titiz bir çalışma tekniği isteyen uygulamalar 1515 lerde terk edilmiş, beyaz zemin -  mavi desenler aynı titizlikle işlense de, bu da ustaları yormuş ve bıktırmıştı. Uygulamalardaki desen yoğunluğu gittikçe azaldı.  Çizim kalitesi bozuldu. 1530’ların sonunda, Sarayın yöneldiği cami, medrese, türbe ve de restorasyon çalışmaları, çiniye olan talebi arttırdı. Ustaların ve atölyelerin birçoğu seramikten çiniye transfer olmaya başladı. Çini üretim ve boyama tekniğinin standardizasyonu, seramik çalışmalarına negatif etki yaptı. Bir gurup usta ve atölye tarafından 1530 – 1535 arası başlatılan ”kolaycılık akımı”  - ki bir gurup akademisyen bu akımı “ustaların üslubu” olarak kabul etmiştir – Şah kulu dönemine de geçerek, 1545 lere kadar seramik üretimine yenilik getiren bir tarz olarak kaldı. Geçmişe sadık kalarak üretimlerini sürdüren bir gurup usta ve atölye ise, özellikle “tuğrakeş” üzerine hassas çalışmalar yaparken, Şah Kulu’na bağlı üçüncü bir gurup da “saz yaprak” öncülüğünde özgün bir tarz yaratacaklardı. Bu dönemi İznik seramik tarihi açısından, bir geçiş ve arayış dönemi olarak algılamak daha mantıklı olur kanısındayız.

“Kolaycılık akımı” taraftarları işin o kadar kolaycılığına kaçtılar ki;….(devamı kitapta….)  

s.104

Ancak bu dönem kendine has özelliklere sahiptir. Örneğin:….(devamı kitapta….)

 

….Bu dengesiz, kalitesiz ve baştan savma üretim, fazla talep yaratamadığı için kısa zamanda terk edilmiştir.

 

s.108

Resim 106

YUAN DYNASTY 

1279 – 1368

Kolaycılık akımının Çin versiyonu. İznik’ten 200 sene evvel. Üstelik Kara Memi ‘nin de
habercisi. Ara bordürdeki krizantemler bu çiçeğin bütün karekteristik
özelliklerini taşımaktadır. Çiçeğin genel eliptik yapısı – çok sayıda küçük
elips taç yapraklar – tohum ve polen kesesi çiçeğin ortasında görünür durumda -
ve de geniş ağızlı testere görünümündeki yaprak yapısı çok net.

s.109

                                                                        Resim 107 

BRITISH MUSEUM

                                                           h: 5.5 cm      Ø : 34.8 cm (rim)      Ø : 18.2 cm   date  1530-40

Dragonların koruması altındaki Saz yapraklar, bahar çiçekleri, lale ve karanfil tomurcukları
yakın bir gelecekte açacak çiçeklerin habercisidirler. Ara bordür de dragonların
kontrolunda. Kırık dal ilk defa kullanılıyor. Merkez panoda Baba Nakkaş unutulmamış. Mavi zemin üzerine
beyaz desenler ustadan miras. İkili dragonların koruması altındaki nar
çiçekleri bile, 1510’lardaki cami kandillerinden kaçıp gelmiş. Üstelik
yapraklardaki damarlar bile unutulmamış bir vefa örneği.

Genel Üslup;  Çin taklidi “kolaycılık akımı”

s.110

Resim 108

     BRITISH MUSEUM 

                                                                                          Ø  : 26 cm   circa   1530-40

Tondino formunda olan tabaklardaki uygulama, genelde desen devamlılığı tarzında
olmuştur. Çinide “ulama” adını alan bu tarz, desenlerin çiniye sığmaması
nedeniyle yarım bırakılmasına verilen isimdir. 
Ancak Çiniler yan yana getirildiklerinde devamlılık sağlanır. Objede
uygulanan desen devamlılığı da  “ulama”
benzeri bir tekniktir.

resim 109

GULBENKİAN MUSEUM

42.5 x 23.5 cm.

 

s.112

111

Resim 111 

ÖZEL KOLEKSİYON

date 1540

    Çin taklidi “kolaycılık akımı” devam ederken, turkuaz 
vazgeçilemezler arasına giriyor.

s.113

Resim 112

BRITISH MUSEUM

h: 2.5 cm. Ø: 27 cm.    Ø: 17.8 cm(foot)  circa 1535-45

Kolaycılık akımının en çok kullandığı ve de uygulaması
hem kolay olan hem de boşlukları problemsiz dolduran  “Şemse motifler” ve “Penç” çiçekler.

 

 

s.117

Resim 116

FREER GALLERY OF ART

h= 6.8 cm.    Ø = 37.6 cm.   date 1525

Kolaycılık
akımının tüm ögeleri hakim. Dolaplar, içinde çiçekleri ile vazolar, goncalar, penç
çiçekler, merkez pano etrafında Baba Nakkaş hatırası uygulama, Çin izleri
taşıyan çiçekli ara bordür, mavi zemine çalışılan dış bordür ve turkuaz.

 

4. EVRE

5 Ekim 2011

 

s.083

 4. Evre

1520 – 1530

 

Yenilik arayışlarının yoğunluğu dikkati çekmektedir. Bu dönemin İznik seramikleri renk paletine katkısı, muhteşem  “turkuazdır” (resim 94,95,96). Bu renk, objelere olağanüstü bir canlılık getirmiştir.

4. Evre, Baba Nakkaş tekniğini sürdüren ustaların, kompozisyonunun kalitesinde ulaştıkları doruk noktasıdır. (Resim 87, 96)….(devamı kitapta…) 

Ve Baba Nakkaş döneminin son kompozisyonu olan, “Haliç İşi – Golden horn – Tuğrakeş - Sarmal Spiral” kısa sürecek macerasına başlamıştır….(devamı kitapta…)

 

“Çarkıfelek” kompozisyonları ilk kez Baba Nakkaş döneminde uygulanmaya başlamıştır. Ancak denemeler ve dolayısı ile günümüze intikal edenler çok az sayıdadır. Bu kompozisyonun yoğun uygulama dönemi Kara Memi’dir. Araştırmacılar motifi Harita, Oşinografi ve Meteoroloji bilimi sembollerinden “Rüzgar Gülü” ile karıştırmaktadırlar. Bakmakla görmek arasında çok fark vardır. Bu nedenle (Dönem 3 Kara Memi) bölümünde “Rüzgar Gülü” başlığı altında Çarkıfelek ile mukayesesi son derece detaylı olarak ele alınmıştır. (resim 88,410,411,412,413)

 

s.084

Resim 87

VİCTORIA & ALBERT MUSEUM

h=19.5 cm    Ø= 38 cm. 
   date 1530

 Baba Nakkaş kompozisyonlu leğen. Dip bordür, tipik paravan.

Resim 88

Merkez dairenin içindeki desenler “rumi”. Merkezden dışa doğru İç yüzey “çarkıfelek”

 

 

 

s.090

94

     Resim 94

ÖZEL KOLEKSİYON

  Ø : 37.4 cm.    date 1525-1530

Bordür “dragon sarmalı”. Üzümler beyaz

s.091

Resim 95

ASHMOLEAN MUSEUM Oxford  

 Ø=41 cm  date 1530

 

Dış bordür, “drangon” etkili ama, mutasyona
uğramış bir deneme. Ara bordürde uygulanan iki farklı çiçek gurubundan Ru-Yi desen
benzeri kıvrımlı olanı, Ling Zhi mantarı.

 

s.093

 

 

1525’de Baba Nakkaş orijinli özgün bir kompozisyon olan bir uygulama, yavaş yavaş kendini gösterir. Genel de “Haliç işi” olarak adlandırılan kombinasyon, Baba Nakkaş 4. evresinin İznik seramik tarihine en büyük hediyesidir. Kompozisyonu hangi sanatkarın yarattığı bilinmemektedir.

Ancak Haliç, “Golden Horn” olarak bilinen, İstanbul boğazın’da ki çok önemli ve de boynuza benzeyen bir jeolojik girintidir. Bu doğal deniz girintisinin bulunduğu bölge, 500 sene İstanbul’un en değerli yerleşim bölgesi olarak “altın”  yakıştırmasını hak etmiştir. ”Haliç işi” ifadesi ise, bu kompozisyonlu İznik üretimlerinin, sanki Haliç’te yapıldığı izlenimini vermektedir. Her ne kadar bölgede yapılan kazılarda İznik seramik örneklerine rastlanmışsa da bu bulgular Haliç de bir üretim olduğunu kanıtlamaz. Muhtemelen İznik seramik satıcısı bir esnafın dükkan kalıntılarından çıkmış objelerdir. İstanbul’un geçirdiği büyük bir deprem ve daha sonraki tarihlerde ki büyük yangın felaketleri, kanımızca bu seramiklerin toprak altında kalmasına neden olmuştur. Farklı bir tez olarak, altın boynuz “Golden horn “ yakıştırması, desenin helozonik kıvrımlarının koç boynuzuna benzemesinden kaynaklanmış olabilir.

Kullanılan bir farklı tanımlama da, Kanuni Sultan Süleyman’ın Tuğra’sındaki zemin deseninin bu kompozisyon olması nedeniyle kabul gören “Tuğrakeş” yakıştırmasıdır. Kanımızca “Sarmal spiral” desen, teknik olarak tanımına daha uygun düşse de, tarihsel bir sembol olarak “tuğrakeş’i bizde uygun görmekteyiz. Türk ve İslam Eserleri Müzesinde  bulunan bu ilk önekteki  helezonik yapı ve spiral dallar üzerindeki minik desenler, İznik seramiklerindeki uygulamalara çok yakındır.Tuğradaki bu uygulama o kadar beğenilmiştir ki, Kanuni’den sonra gelen birçok padişahın tuğra bezemelerinde, ana motif bozulmadan sadece küçük desen değişiklikleri yapılarak kullanılmıştır. (resim 97) 

“Sarmal sipiral”, İlk kez 10.yy. Semerkant seramiklerinde görülür. (resim 97a) Ming dönemi 15.yy. bir kalem kutusu üzerindeki  helezonik uygulama ise,  (resim 98)  “tuğrakeş’in” de, Çin orijinli bir motif olma ihtimalini akla getirmektedir. 1500′lere tarihlenen bir Venedik seramik ibriğinin gövde üstünde ki kompozisyon  uygulaması da,  dikkati çeken bir benzerlik taşımaktadır. (resim 98a) Acaba bu motif de bir kopya’mıdır?    Olabilir, olmayabilir.  

İznik’ler de görülen bezemedeki detay;  Motifin daha komplike olmasından kaynaklanır. Tek bir daldan çıkıp ikiye ayrılan 2 ince dal’ın, gittikçe çapı azalarak ve merkeze doğru ufalan daireler yapmasıyla oluşan, küçük çiçek -ki çiçek bile denemez- ve özel figürlerle bezeli,  Sarmal kıvrımlı bir kombinasyondur. En yoğun uygulama dönemi 1530-40 arası olmuş, ancak 1540′lardan sonra hızla azalsa da, zaman zaman denemeler  yapılarak 1550 kadar devam etmiştir. (resim 99,100,101,102) Çok nadir olarak da 1580′lerde görülür.

Motife 1535′lerde çok önemli bir görsel ilave yapılmıştır….(devamı kitapta….)  

s.094

Resim 97

METROPOLİTAN MUSEUM

Kanuni Sultan Süleyman Tuğrası

date 1555

s.095

Resim 97a

Semerkant
10 thC

s.096

Resim 98

Ming Dynasty 15 thC.

Resim 98a

METROPOLITAN MUSEUM

Venedik(Venezia) seramik ibrik

1500′ler

s.097

Resim 99

 METROPOLITAN MUSEUM 

             Kapaklı ibrik               

Date. 1530–35

İbrik (a)   :      h.  22.4 cm      W. 18.9 cm     Max. Ø.  14 cm     

Kapak (b)   :      h.  4 cm       Ø. 8.7 cm

Resim 100

Kapak

 

 

3. EVRE

4 Ekim 2011

s.075

3. Evre

1510 – 1520

1435 lerde doğduğu tahmin edilen Baba Nakkaş, muhtemelen bu tarihlerde hayatta değildir. Onun yanında yetişen ve icazet alan talebeleri “kalfaları”, nispeten otoriter ve baskıcı ortamdan kurtuldukları için, zor tekniklerden kaçınmaya başlarlar. Bunun ilk etkileri zemin çalışmalarında kendisini gösterir.

Uygulama kolaylığı nedeniyle, kobalt mavi zemin, yerini beyaz zemine bırakırken, lacivert de gittikçe maviye dönmektedir. Sadece boyama tekniğini kolaylaştıran “kalfalar” ustalarının kompozisyonundan asla taviz vermezken, desen ve motif  çeşitliliğini gittikçe zenginleştirirler. ”Dikey hatayi” desenlere “Yatay hatayi “ desenler, artık biz de varız demektedirler. Hatayi; Hatay veya Hitayi olarakta bilinen “Çin Türkistan’ı” orijinli bir desen olup, çiçeklerin dikey ve yatay kesitlerinin görünümüdür. (tablo 4)  Bu birliktelik, “Baba nakkaş” ana kompozisyonunun (resim 78,79,80) gelişmesindeki en önemli rolü üstlenmiştir.

Çin Yuan dönemi(1279-1368) sonlarında başlayıp, Ming Hanedanlığı Yougle periodun da (1402-1424)  çok popüler olan,  “hatayi” tarz’daki bu ana motifler; ling zhi mantarı, nilüfer, krizantem, gül, şakayık ve nar çiçekleridir. (resim 81,81a,81b,81c,81d,82,83,84,85) İlk bakışta bir ayırım yapabilmek zor gibi görünse de, ufak detaylar çiçekleri kolay tanımamızı sağlar….(devamı kitapta…)  

 

 

  

s.076

Resim 78

VICTORIA & ALBERT MUSEUM

Leğen(basin       Date : 1520

Ana motifler: Dikey hatayi şakayık çiçekleri.

Nilüfer çiçeğinin taç yaprakları sivri uçludur. Şakayıkların
ise, yukarıdaki gibi yuvarlaktır. Lütfen bir sonra ki resimde (resim79) ana motif olan nilüfer çiçekleri ile karşılaştırın.

s.077

Resim 79

BRITISH MUSEUM

Jardenier

Date 1520

                                              h: 30 cm.       Ø: 26 cm. (max)       Ø: 15.5 cm. (rim)        Ø: 14.4 cm. (base)

Ana motifler; Dikey hatayi narçiçekleri ve hem dikey hem yatay nilüfer çiçekleri.
Ağız kenarındaki bordür 2’li zencerek. Boyunda narçiçekleri
ve yatay
hatayi  çiçekler. Boyun dibi ve tabanda
“zigzag” bordür.

 

84

Resim 84

   ÖZEL KOLEKSİYON 

  Xuande periyodu 

                      Ø = 17.3 cm.                       

Nilüferler. Yaprakların şekli
lotuslarla özdeşleşmiş özel bir yapısal karekter taşır.

 

2. EVRE

3 Ekim 2011

 

s.063

 

2. Evre

     1500 – 1510

Bu dönemde rumi desenlerde bir azalma, 15.yüzyılın son senelerinde başlayan ”Dikey hatayi” desenlerde ise önemli bir artış vardır. (tablo 4) (resim70,71,72,73,74)

Özellikle cami kandillerinin dikkati çektiği bu zaman dilimi içinde,  ” dört yeni motif” ve bir  “yeni detay”, Çin motiflerini kopyalama çabalarına eşlik etmeye başlamıştır….(devamı kitapta…)

 

 

Tablo 4

s.064

YENİ MOTİF 1

“DÜĞÜM”

Dört yeni motifin ilki, ”Düğüm” desenidir….(devamı kitapta….)

düğüm1

4 köşede 4 düğüm. Ortada rumilerin oluşturduğu büyük düğüm

YENİ MOTİF 2

“STİLİZE DRAGON”

….(devamı kitapta…)

 

Şu bir gerçektir ki; İznik seramikleri Dragon’u sevmiş, Dragonda yeni yuvasını benimsemiştir. (Tarih cetveli no. 9)

s.065

YENİ MOTİF 3

“RU-Yİ”

….(devamı kitapta…)

 

 

 

YENİ MOTİF 4

“ZENCEREK”

….(devamı kitapta….)

 

 

YENİ  DETAY

“YAPRAK DAMARLARI”

….(devamı kitapta….)

 

 

 

1. EVRE

2 Ekim 2011

 

 s.054

  1. EVRE

   1480 – 1500

 

 

Zemin rengi  lacivert (kobalt mavi) olup, Kompozisyonlarda “rumi” desen hakimiyeti  vardır.(tablo 2,3) 1480′den itibaren başlayan bu motif,1560-1570 arasında duraklasa da,1620 sonlarına kadar devam eder. Rumi’ler Osmanlı nakkaş ve sanatkarları tarafından çok kullanılan ve de kitap süslemelerinden kumaş motiflerine, ahşap oyma ve kakma sanatından halıcılığa, altın, gümüş işlemeciliğinden bakır, pirinç, bronz süslemelerine kadar sanatın girdiği her yerde kullanılmıştır….(devamı kitapta….)  

 

 

 

s.055

Resim 58

Metropolitan Museum

12.yy Suriye

İlk maşrapa örneklerinden. Gövdedeki “rumi” desenlerin uygulama dönemi 12.yy. Uygulama
yöresi Orta Doğu. Bu obje’ye
Metropolitan Müzesi koleksiyonundaki yaklaşık 12.000 eserin taranması sonucunda
ulaşılmıştır.     

1480’lerden itibaren İznik çini ve seramiklerinin vazgeçilmez motifleri olan “Rumi’ler”, 1620’lere
kadar kompozisyonlarda sık sık karşımıza çıkar.

 

 

Rumi motifler

Kanatlı rumi

 Hurdeli 3 rumi örneği

Dendanlı  rumi örneği

Rumi çeşitleri

Sade rumi: Basit çizilmiştir. Kuş gövdesinden esinlenir. Dal ucundaki bir yaprağı da andırır.

Düz rumi: Sade rumi’nin içine basit yuvarlak kıvrımlı bezemeler çizilir….(devamı kitapta…)

   

Tepelik motifleri, Çin “Ru Yi” deseninin etkisindedir….(Devamı kitapta…)

  

s.057

Resim 59

MUSEE NATİONAL Dİ CERAMİQUE SEVRES

 Ø : 40 cm.   1480

Rumi desenler ve incir yaprakları

 

 

<<<ÖncekiSonraki>>>

DÖNEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

2 Ekim 2011

 s.051

DÖNEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Dönemin “Sıraltı’da kalan sırlar’nı” açıkladıktan sonra, genel gelişimini inceleyebiliriz.

Baba Nakkaş, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden sonra nakkaşbaşılığına getirilmiş, çok önemli bir sanatkardır. Aynı tarihsel süreç içinde, İznik’teki seramik ustaları, bir yandan hamur kalitesini, kuvarsa dönerek yükseltirken, diğer yandan da sırlama ve fırınlama tekniklerini geliştirmişlerdir. Saray nakkaşhanesindeki Baba Nakkaş ve talebeleri ise, etkisinde kaldıkları Çin seramik desen, motif ve kompozisyonlarını, birebir hassaslıkta kopyalamaya başlamışlar ve kendi yarattıkları “rumi ve hatayi” desenlerle harmanlayarak, olağanüstü objeler yaratmışlardır.

Bu uygulama ve üretimler, Çin seramiklerinin tarihsel perspektifi içinde belli periodlardan etkilenerek 16.yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir.

 

                 Bu periodlar şunlardır:

                                                         Yuan Hanedanlığı                                        1279-1368

 

                                                          Ming Hanedanlığı 

                                                          Yongle periodu                                            1402-1424

                                                          Xuande periodu                                           1426-1435

                                                          Chenghua periodu                                       1465-1487

                                                          Jiajing periodu                                             1522-1566

 

Ancak, Saray nakkaşları Çin seramiklerinde kullanılan bazı motifleri, hangi desen olduğunu bilmeden kopyalamış ve bu durum İznik seramiklerinin son dönemine kadar devam etmiştir. Örneğin; ”ling zhi mantarı” çiçek motifi veya nilüfer çiçeği yaprağı olarak algılanmış, ”dragon” motifi bulut zannedilerek çizilmiş, Bu ejderhanın deri deseni “Çin kayası” veya “duvar” olarak adlandırılmış ve Çin ev yaşamında önemli bir rolü olan “paravanlar” “mihrap” olarak kabul edilmişlerdir. Ne yazık ki, bir çok bilim adamı ve araştırmacımız da, bu desenleri aynı hataya düşerek yorumlamışlardır. Ancak bu kopyalama, İznik seramiklerine rumi, (resim 59,60,61,62)  dikey/yatay hatayi, (resim 70,74,79,80,)  penç, (resim 108,112,139)   çarkıfelek (resim 88) paravan (separatör bant), (resim 62. 63. 70) gibi desenlerinin kazanılmasına öncülük etmiştir.

Dönemin renksel özelliği ise; iki renk uygulama tekniğidir. Beyaz astar üzerine genelde koyu mavi (kobalt) tonların hakim olduğu boyama şekli tercih edilmiştir. Bunda Çin seramiklerinin de mavi-beyaz olmasının etkisi çoktur. Ancak Baba Nakkaş ve talebeleri,  Çin seramiklerinde de rastlanan mavi zemin beyaz motif  tarzında da objeler ürettikleri gibi,  dönem sonuna doğru çok az sayıda “adaçayı yeşili – beyaz” ve  “kahve – beyaz” olarak da başarılı çalışmalar yapmışlardır. Bu renk arayışları mavi ve yeşilin değişik tonlarını kullanmalarına imkan vermiş ve bu çabanın semeresi olarak “turkuaz” üçüncü renk olarak hem paletteki hem de objedeki yerini almıştır.

Sırası gelmişken geleneksel bir yanılgıdan bahsetmemiz gerekmektedir.  Akademisyen ve araştırmacılarımız Osmanlı kayıtlarını incelerken haklı olarak karşılaştıkları hatalı bir geleneksel “deyiş” nedeniyle bol miktarda yeşil-beyaz İznik seramiği üretildiğini zannetmişlerdir. Eğilim ve umutları da, bir gün herhangi bir kazıda çok sayıda “yeşil – beyaz” seramiğin çıkacağı yönündedir. Oysa ki bugün dahi birçok köyümüzde hatta özellikle Ege ve Akdeniz köylerinde, hala mavi’ye yeşil denmektedir. Bu Osmanlıdan günümüze kadar nesiller boyunca böyle gelmiştir. Bu nedenle 400-500 sene önceki kayıtlar yazılırken, yazan görevli mavi – beyaz İznik seramik veya çinisini görmüş, ancak maviyi yeşil olarak bildiği için belge ve defterlere kaydı, “yeşil” olarak düşmüştür…..(devamı kitapta….)

 

 

 

 

s.053

Dönemin önemli obje form’ları konusunda tarihsel tespitlere yardımcı olabilecek teknik ölçüm cetvelleri şöyledir.

 

 

Görüldüğü gibi Baba Nakkaş
döneminde 30 cm den 46 cm’e kadar büyük çaplı tabaklar üretilmiştir. Bu tamamen Çin
etkisinin sonucudur. Tabak kenarları genelde dalgalıdır (yaprak veya parantez kenarlı). Düz kenarlı tabakların üretimi oransal olarak daha azdır.Geniş olan bu kenarlardaki bordür yataklarının
enleri 3.3 cm ile 6 cm arasında değişir. Tabak yükseklikleri ise, 8.2 cm. kadar çıkar. Bu
rakamların tabak çapları ile hiçbir orantısal bağı yoktur.

İtalya’dan alınmış bir evani
modelidir. Kullanışlı olmadığı için Osmanlı mutfağı tarafından tercih
edilmemiştir. Dönemin sonlarında (1530-35 ) standart olarak üretilmişlerdir.

….(devamı kitapta….)

Dönem Sanatsal yönden incelendiğinde ise; Öncelikle konturlarda çok ince fırça kullanarak hassas bir çizim tekniği uygulamıştır. Boya taşmasına neden olabilecek bu çizim tekniği, desenlerin içlerinin boyanmasını, özen ve dikkat isteyen bir çalışma haline getirmiştir. Sonuç mükemmeldir.

Baba Nakkaş öğretisinin desen, motif ve fırça teknikleri, İznik atölyelerinin kapanmasına kadar tüm nakkaşlar tarafından nesilden nesile aktarılarak, uygulanmaya devam etmiştir.

Dönemi kendi içinde görsel, renksel, teknik ve tarihsel olarak ele alıp, 5 üslup evresine ayırarak incelemek, çok daha sağlıklı olacaktır.

 

<<<ÖncekiSonraki>>>